Ekrem Özdamar yazdı: Spor Medyasının Gücü - EKREM ÖZDAMAR
SON DAKİKA

Ekrem Özdamar yazdı: Spor Medyasının Gücü


İletişim teknolojileri, gerek kalite, gerekse hızlı ulaşılabilirlik içerdiğinden, her türlü bilgiyi, görseli kolay elde etme imkan ve kabiliyetleri sunmaya başladı.

Bu fiber optikli ve radyo izotoplu digital haberleşme ve bilgi aktarım tekniği, dron savaş ve tekniklerini de olabildiğince geliştirirken, dünya sporundaki yenilikleri, yeni metodları, bilgiye ulaşım hızını zincirleme reaksiyon ile artırmıştır…

E Spor ile özel yazılımlı programları kullanan bireyler, futbol takımları, ligler oluşturup, kendileri de saha içinde futbolcu, saha kenarında sanal alem teknik direktörü olarak görev yapar olmuş, şampiyon hedefli sanal futbolun lig heyecanı yaşanır hale gelmiştir…

Öte yandan, ulaşabilirlik; futbolda gerek birey gerekse takım kondisyon yapılarında yüksek performansa yönelik metodolji aktarımını da sağlamıştır… Böylece futbolcu tipleri de değişmiş, gladyatörleri çağrıştıran kaslı ve ciğerli futbolcular, baklava dilimli karın kaslı Ronaldo’lar çağımız futbolunda hüküm sürmeye başlamıştır.

Futbolda sistemler, ofans-defans taktikleri ve antrenman çeşitliliği, her türlü metodoloji  elinizin altında… Yeter ki sihirli kelimeyi, ne aradığınızı bilin…

Bugün Jesus Dapena diye yazın Google Amca’ya, atletizmde onlarca yıllık, büyük emek ve çok maliyetli araştırmalar, yüksek atlama biomekanik araştırmaları çıkar karşınıza…

Bir başka spor dalında, başka bir uzmanın genel geçer hale gelen güç geliştirme veya sürat, süratte devamlılık metodlarına ulaşabilirsiniz böylelikle…

Ama kolay ulaşılsa da, spor tıbbı, spor fizyolojisi, branş biyomekaniği, spor fiziği içeren, yıllar boyu süregelen deneme yanılma ve bilimsel laboratuvar sonuçlarıdır bunlar… Mesela futbolda, güreşte çok yönlü açısal kuvvetlerin çalışılması olmazsa olmaz iken; atletizmde, uzun atlamada sıçrama yönüne göre açısal kuvvet organizasyonları daha fazla öne çıkar antrenman literatüründe…

Günümüz antrenörleri, sporcuları bu bilgilere kolaylıkla ulaşarak, iletişimin doğru teknik ve becerilerde farkındalık oluşturma, tutum ve davranış değiştirme gibi katkılarından yararlanmaktadırlar…

Artık, sürat, kuvvet çeşitleri, teknik ve stil gibi önemli bilgiler, sporcu özelliklerine göre farklı uygulamalar net olarak belirginleşmiştir… Dünya sporunda sadece tecrübe ile bu bilgileri daha da değerli kılan bazı antrenörlerdir…

Ülkemizde, sporcusu 400 metre engellide dünya çapında başarılara imza atan Güner Güngör bu antrenörlerden biridir örneğin…

Pratik atletizm tecrübesi ile birlikte dünya literatürünü takip eden böyle uzmanların kalite ve sayısal çokluğu atletizmimizi, sporumuzu kalıcı başarılara taşıyacaktır…

Sporda metodolji, doğru bilgilerle, bilimsel çalışmalara ve nihayet doğru becerilere ulaştıran da spor medyasıdır bir yerde…

‘Spor ve Medya İlişkisi’ kitabının yazarı Prof. Dr. Murat Ataizi’nin tespitlerine göre, spor medya iletişiminin insanlar üzerinde 4 ana etkisi vardır…

1- Bilgilendirme, 2- Farkındalık oluşturma, 3- Tutum geliştirme, 4-davranış değiştirme…

Bu maddelere “Sportif Performansın Artışı”nı da bir başka başlık, 5. madde olarak dağarcığıma ekleyebilirim şahsen…

Bu açıdan bakıldığında, bu 4 unsur sporcu ve antrenörler üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu gibi, taraftar üzerinde ve spor yöneticileri üzerinde de çok yönlü etkilerde bulunmaktadır…

Taraftarlar spor medyasında tüm ayrıntıları ile işlenen olaylara göre bilinçlenmekte, tribünlerde slogan şarkıları söyler hale gelmekte, takımlarını başarıya, yüksek performansa yöneltip, tetikledikleri gibi, bazen yönetim hataları nedeniyle bu sloganlar kontrol dışına çıkıp neredeyse yönetimleri de değiştirecek kapasiteye ulaşmaktadır…

Spor medyasında çok yönlü, çok farklı kaynaklardan bilgiye ulaşmak, bazen kargaşaya da neden olmaktadır…

Bu yüzden spor medyasının temel kuralı “Sorumlu Yayıncılık” tır…

Bu kurala azami dikkat edilse de, özellikle transfer döneminde futbolcu ve teknik direktör haberlerinde çok farklı haberler yapılmakta, taraftar ve medya ters köşe olabilmektedir…

Bunu son Fenerbahçe’nin teknik direktörü haberinde yaşadık. Bazı spor medyasında ‘Abdullah Avcı göreve geldi ve transferlere başladı’ denirken, güüm! diye olay İsmail Kartal’ın teknik direktörlüğü ile sonuçlandı.

Futbolcu ve teknik direktör transfer söylentileri aslında taraftara heyecan, medyaya reyting ve ilgi getirmektedir…

Arz talep kuralı gereğince futbolcular ve teknik adamlar, birçok kulüp ile irtibat halindedirler… Ve bu yakın temaslar hâliyle spor medyasına yansımaktadır…

Dolayısıyla ilk bakışta herhangi bir transfer yakıştırması gibi algılanan bir haber doğru da çıkabilmektedir…

Yıllar önce TGRT’de spor programı yaparken bir arkadaşım bana “hem yaz, hem de söyle, Werner Lorant Fenerbahçe’ye teknik direktör oluyor” demişti…

Ve programda doğru kaynaktan geldiğine emin olduğum bu haberi ilan ettim. Optimal adlı köşemde, tv ve web sayfamda da yazmıştım…

Yer yerinden oynadı… Fenerbahçe ondan sorulur diye bilinen bir abimiz telefonla bağlanıp, bu haberin aslı astarı yok gibilerden konuştu…  Nihayet 3 hafta sonra Werner Lorant Fenerbahçe’ye imza atarken biz gümbür gümbür estik, gürledik…

“Biz demiştik”

Aslında bu haberler Nasreddin Hoca hesabı “ya tutarsa” kabilinden değil, gerçek bilgilere dayanmaktadır.

Ama Fenerbahçe ile görüşen teknik adamın, futbolcunun Galatasaray’a imza atabileceği de her zaman ihtimal dahilindedir. Profesyonellik kuralları gereğince…

Diğer taraftan spor medyası sıradan bir güç değildir… Yönetimler, bilgili, etkili uzman yazar, yorumcu görüşleri ile eleştiri bombardımanına tutulduğunda, spor medyasının gücü, taraftarın da baskısı ile yüzmilyonlarca dolarlık yeni yıldız transferleri için para musluklarını da açtırabilmektedir günümüzde…

Spor medyası, dünya spor tarihinde ve Türkiye spor tarihinde sıradışı haberleri ile hep etkili olmuş, hatta yönetimlere ve taraftarlara yön verici olmuştur…

Spor medyası, ülkemizde 1950’lerden sonra daha kurumsal  hale gelmiştir..

Prof. Dr. Ayşe Atalay’ın araştırmalarına göre spor haberleri daha önce sayfa içlerinde küçük puntolarla yer alırken; ilk defa 1950’li yıllarda gazetelerin arka sayfalarında ve akabinde spor sayfası tanımı ile yer almaya başlamıştır…

Sayın Atalay’ın araştırmasına göre 1963’te Spor Yazarları Derneği kuruldu…

Daha sonra Namık Sevik Başkanlığı döneminde Türkiye Spor Yazarları Derneği adını aldı… 1960’lı yıllarda, spor gazeteciliği yaygın ve örgün bir meslek olarak gelişti…

İlave olarak spor medyası, haberleri ile sporda, özellikle futbolda çok etkili bir iletişim kurmaktadır. Ayrıca çok dikkatli de olmak zorundadır…

Çünkü sporun tüm dallarında kontrol edilebilir en yüksek sürat, hırs ve motivasyon başarının temel faktörlerinden olmakla beraber, futbolda oyuncular için gerekli olan bu ilke, taraftar için de geçerlidir. Çünkü taraftarların bazen kontrol dışına çıktığı anlar olmuş ve olmaktadır…

Yazılı spor basınının, spor özel TV yayınlarının hakimiyetine ve web spor portallarının yaygınlaşmasına kadar, özellikle 1980’lerde ve 1990’ların başında çok renkli, etkisinin ise tutum ve davranış değişiklikleri oluşturabilecek çapta olduğunu kaydedebiliriz.

O dönemde gazete başlıkları çok uyarıcı olabiliyordu. Şöyle ki, sonucu hazmedemeyip sahaya giren taraftarların bu hareketi ertesi günkü gazete manşetinde “Eşkıya Sahaya İndi” şeklinde olabiliyordu…

Tabi bu olaya tepki, taraftarın gazete ofislerini basmaları şeklinde karşılık buluyordu…

1967 Kayserispor-Sivasspor maçında oluşan futbol faciası ise, bir başka taraftar, tribün felaketi olmuştu…

Sonucu hazmedemeyen bazı taraftar rakip taraftarın üzerine yürümüş, tribün izdihamında ve daha sonra sehirler arası vuruşmalarda 47 kişi vefat etmişti…

Sivas-Kayseri Savaşı Ordu birlikleri ile ancak önlenebilmişti…

1985 yılındaki Heysel Faciası ise Avrupa Futbolu’nun unutamadığı bir tribün olayı idi… Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Final Maçı’nda Brüksel’de Juventus ile Liverpol taraftarları arasında maç öncesinde çıkan izdihamda, çok sayıda (39 kişi) Juventuslu taraftar ezilerek ölmüştü…

Buna rağmen maç oynanmış ve Juventus Platini’nin penaltı gölü ile kazanmıştı..

Olayları çıkaran Liverpollu holiganlara “hayvanlar” diye hitap eden İngiltere Başbakanı Margaret Teacher, Liverpool’a ömür boyu futboldan men cezası verilmesini istemiş , ancak ceza mahkemesi Liverpool’a 5 yıl futboldan men cezası vermişti…

İki facia olayını da spor medyası günler haftalar boyu takip etmiş ve azmettiricileri işlemişti sayfalarında..

Bu tür tutum ve davranışları etkileyen olayların bir daha olmamasını diliyoruz.

Ancak, futbol, taraftarın şarj/deşarj olduğu bir spor alanı, hatta arenasıdır.

Futbol heyecanı ve taraftarın bazen kontrolünü kaybetmesi ile dünya genelinde çok sayıda ölümlü, yaralanmalı hadiseler vuku bulmaktadır.

Bu nedenle sporda özellikle futbolda hırs, motivasyon, gerilim gibi tüm faktörler kontrol dışına taşınmadan kontrol edilebilir en yüksek dozda, tutulabilmelidir…

Fair Play ruhunun desteklenmesi, yaygınlaştırılması için spor medyasının önemli görevleri vardır…

Bu konuda Türk Soor Ajansi ile TMOK’un örnek Fair Play gayretleri taktire şayandır…

TÜRK SPOR AJANSI'NDAN ALINTIDIR...

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Şub

Li li li li liiii li li…

15Ara
09Ara

Sporda Anahtar Kelimeler